Uyandı İbrahim. Gün ışıyordu. Dışarıdan gelen gürültülerin nedenini anlamak için baktı pencereden: Gözlerine inanamadı. Sabahın köründe cadde tıklım tıklımdı. Herkeste alışılmadık bir telaş vardı. Bir yerlere doğru koşuşuyordu insanlar. Gördüğü insanların tümü üniformalıydı. Kimisi beyaz, kimisi mavi, kimisi kırmızı... Renk renk üniformaları içindeki insanların önlerinde yine üniformalı köpekleri vardı. Küçücük çocuklarına bile kendi renklerinden üniformalar giydirmişti anneler. Caddenin elektrik direklerinden birine bağlanmış büyük bir hoparlörden bağrış halinde bir ses yükseliyordu: 'Ey halkım! Demokrasi geliyor! Telaşa gerek yok. Açılıyoruz. Vesayet kalktı. Şimdi büyüklerimizin vasiyetini dinlemenin zamanıdır. Tarafsız kurumlarımıza güvenin. Artık sizin dedikleriniz olacak. Kimse tehdit edemeyecek sizi.' Bu arada uygun adım yürüyen bir üniformalı grubun önündeki üniformalı köpeklere gözü takıldı: Demokrasiye karşı çıkanları üniformalarından ve kokularından tanıyor, üzerlerine saldırıyorlardı. Sahipleri köpeklerin ardından bağırıyorlardı: 'Özgür olmayanları yakarız, yaşatmayız. Ya demokrasiyi sevecek ya ülkeyi terk edeceksiniz!' Paçasını köpeklere kaptıran yaşlıca biri, köpeklerin sahibine can havliyle soruyordu: 'Peki, nasıl demokrat, nasıl özgür olacağız?' Cevabı veren üniformalı biraz küçümseyerek şöyle diyordu: 'Şimdiye dek, siz özgür oldunuz, sıra bizde. Bizim gibi yaşar, bizim üniformalarımızı giyerseniz, özgür olursunuz.' 'Tamam, tamam' diyordu paçasını kaptıran, 'çekin artık üzerimden köpeklerinizi'. Köpekler, adamın paçasını bırakarak, en yakın medya kuruluşlarına gidiyorlardı. Demek diye düşündü İbrahim, 'insanlar böyle özgür oluyor. Özgür olanların ilk vazifesi özgür olmayanlara özgürlüğü dayatmaktı. Dayatılan özgürlükler ülkesine uyandım. Günaydın bana!'
***
Uyandı İbrahim. Sokağa çıktı. 'Üniformanı giy, üniformanı giy!' diye bağrıştı etrafındakiler. 'Neden?' 'Üniforması olmayanlar Himalayıcılar davasında yargılanıyor.' 'Ne davasıymış o?' 'Demokrasiye karşı çıkanların hadlerinin bildirildiği dava' 'Karşı çıkanların üniforması yok mu?' 'Var da, üniformasızları da özgürlükçü üniforması giymedi diye yargılıyorlar. Yargılanmamak için ya özgürlükçü üniforması giyeceksiniz ya da tımarhaneye gideceksiniz. Bir seçenek daha var, kanınız bozuk sayılacağı için kan tahliline. Bozuksa Himalaya ya da tımarhane. İbrahim gülümsedi. 'Bizim eve yakın, ben tımarhaneye gidiyorum' dedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder