Herhangi bir fikre, demokratlık fikri de dahil, körü körüne bağlı olmanın insanın dünya görüşünü daralttığını, olan biteni iyi okumasını engellendiğini düşünüyorum.
Bu okuma sakatlığına verilebilecek en basit örneğin askerlik olduğunu düşünüyorum. Bu örnek çerçevesinde bir fikri yolculuğa çıkalım:
Malesef Dünya güvenli bir yer değil ve Türkiye ne kadar demokrat olursa olsun güçlü bir ordu barındırmak ve beslemek zorunda. Bu işin realite kısmı.
Demokrasicilerde ise tüm darbelerin sorumlusu ve statükonun ana temcilsici olduğuna inandıkları askere karşıtlık almış başını yürümüş. Askerin mevkisinin ve etkisinin güçsüzleşmesini istiyorlar. Herkes demokrasici fikri benimserse Türkiye demokrasiyi özümseyecek ve asker ait olduğu kışlasına tıkılacak. Bu da işin fikri kısmı.
O zaman sormak lazım herkesin körü körüne demokrat olduğu bir Türkiye'de kim askere gidecek? Bu ordu kimlerden oluşacak?
Hadi orduya gittik. Kim komutan olacak? Kim paşa olacak? Kim Genelkurmay Başkanı olacak?
Askerlik şaka değil. Askerlik demek silah demek, bomba demek, savaş planı demek ve en nihayetinde gerektiğinde öldürmek demek. Kim silah tutacak? Kim bomba atacak? Kim savaş planı yapacak? Kim insan öldürecek?
Herkes demokrasici olursa kim çıkacak ortaya ve bu lanet görevleri üstlenecek? Ve sonunda kim Türkiye'yi güvenli kılacak?. Bu da realite ile fikrin uyuşmadığı kısım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder