Bu tasarının geçip geçmeyeceği tarhisel gerçeklere değil de tamamen milletvekillerinin o günkü halet-i ruhiyelerine, Türkiye - İsrail ilişkilerine ve bunun Yahudi oturum liderini etkilemesine, Obama'nın iktidara gelebilmek için oy isterken verdiği sözlere bağlı ise orada aslında mevzubahis olan tarihi gerçekler değil günlük siyaset ve uluşlararası ilişkilerdir.
Eurovision'da nasıl uluslararası siyasetle birinci olunuyorsa tasarı oylamasında da aynı şekilde netice aranıyor. E durum böyle olunca da biz de halk olarak oturumu Eurovision izlermiş gibi izliyoruz. İdare olarak da tasarının geçmemesi için kulis yapıyoruz. Sonunda tarihi gerçeklerin ortaya çıkması değil, ekonomik yükümlülükler doğurabilecek, halkımızın cebinden çıkacak bir ekonomik bedelleri olan dış ilişkiler siyasetinden bahsediyoruz. Yalnızca çıkarlarımızı korumaya çalışıyoruz.
Burada durup soykırım yasalaşsın, tarihimizle hesaplaşalım demek 1915'te yaşanan bir takım olayların bedellerini 100 yıl sonra o topraklarda yaşayanlar ceplerinden ödesin demek. Bu biraz kerizlik olmuyor mu?..
Dünya soykırımların soykırımın tarafı olmayan meclislerde tartışılıp, karara bağlanıp, buna göre bunun bedelinin ekonomik olarak o topraklarda kalanlara ödetildiği soytarı bir yer olmasın. Tüm dünyadan tarihçilerin eşit söz hakkına sahip olduğu adaletli komisyonlar kurulsun. Dünyanın sicili temizlensin. Karara bağlansın.
Sonra tüm insanlık olarak içimiz rahat alnımız açık başlayalım kardeşleşmeye. Globalleşmeye...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder