Bu üç güç de aynı olaylara işaret ediyor, eften püften nedenler öne sürerek sokaklarda çocuklara polislerin taşlatıldığı eylemlerin düğmesine basıyorlardı. Buna gerekçe olarak söyledikleri tek bir neden vardı: 'Açılımın asıl amacı demokratikleşme değil, PKK'nın tasfiyesidir.' O tarihte nereden bu sonuca vardıkları kamuoyu tarafından anlaşılamamıştı.
Sokak eylemlerinin kesilmesi ise KCK Gözaltıları'nın sonrasına denk geliyor. KCK Gözaltıları demokratik açılımın kendi kendini baltaladığı bir süreç olarak nitelendirilmişti. Gözaltılar sonucunda bölge halkı açılıma olan inancını tamamen kaybetti ve hali hazırda sürünmekte olan açılım fiilen de sona erdi. Gözlatılardan bu yana ortalığın çok daha sakin olduğunu, terör eylemlerinin gerçekleşmediğini ve Öcalan'ın siyaset yapma heveslisi demeçlerinin kesildiğini söyleyebiliriz.
Daha sonra önce İtalya sonra Belçika'da gerçekleştirilen operasyonlarla PKK'nın Avrupa organizasyonu da dağılma noktasına getirildi. Televizyon ve radyoları kapandı.
Açılımda Kandil'den döneceği düşünülenler KCK operasyonları ile kesildi. Avrupa'dan döneceği düşünülenler ise Belçika'nın operasyonları ile dönmek bir yana orada terör örgütü listesine girme tehlikesi ile karşı karşıya kaldılar. Türkiye'ye dönüşleri hapishane sevki şeklinde bile olabilir.
Tüm bu olanlar AK Parti'nin açılım politikasının başta belirlenen amaca uygun olarak ama çok daha başka yollarla PKK'nın tasfiyesine yol açabileceğini söylemek mümkün. Bunun baştan hesaplanıp hesaplanmadığını ise bilmek pek mümkün değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder