14 Mart 2010 Pazar

Say bakalım Öcalan

'Sayın Öcalan' diretmelerini anlamakta sıkıntı çektiğimi itiraf etmem gerekiyor.

BDP milletvekilleri düzenledikleri bütün basın toplantıları, kongre vb organizasyonlarda ’Sayın Öcalanı serbest bırakın’, ’Sayın Öcalanın koşullarını iyileştirin’ gibisinden ifadelerle Öcalana ’sayın’ diyemezsin diyen mahkeme kararlarına muhalefetlerini devam ettiriyorlar.

Hem Öcalan’ın sesi oluyorlar, hem de partilerinin bu nedenle kapatılabileceğini bile bile tabanlarına parti üzerindeki Öcalan gölgesini hissettiriyorlar. Öcalancı kitlenin desteğini almaya çalışıyorlar. Destek vermeyen Kürtlere de PKK vesayteinden çıkamayacakları korkusunu yaşatmaya çalışıyorlar.

Buraya kadar hadi neyse diyelim. Ortada hapiste bir lider var. Ona inanan bir halk kesimi var. Inandırılmaya diretilen bir halk kesimi var. Siyasi rant var. Iktidar hevesi var. Maydan okuma var. Intikam var. Neyse işte var oğlu var. Tamam buraya kadar anladık.

Ama ilk söylediğime geri dönersem bu ’sayın’ diretmesini anlamakta sıkıntı çekiyorum.

Bunun iki nedeni var.

İlki Kürt siyasetçilerin Öcalan ve PKK’nın kendi hareket alanlarını daralttigini anlamamalari. Bugün bu kesim Türkiye Kürtlerinin sadece üçte birinin oyunu alabiliyor ve bu üçte bire dahi ulaşırken baskı unsurlarını kullanıyor. Öcalan ve PKK’ya saplanıp kalmasalar hak ve eşitlik mücadelelerinde daha kolay, daha hızlı yol alabieceklerinin farkına varmak istemiyorlar. Kendi statükolarına, kendi vesayetçilerine saplanıp kalarak halklarına haksızlık ediyorlar.

İkinci nedeni ise bir lider olarak Öcalan’ın basiretsizliklerle dolu bir geçmişinin olması. Bir lider düşünün ki her zaman önce ben diyor halkım demiyor, kendi hakları için savaşıyor halkının hakları için savaşmıyor. Bir kere bile günlük keyfini bozabilecek bir açlık grevine dahi gitmiyor. PKK’nın operasyonlarını bizzat yönettiği yıllarda ön saflarda değil. Kendi halkını haraca bağlıyor, gençlerini ölüme itiyor, savaştığı ülkenin derin devleti ile bağlantılar kuruyor.

Sayın değil de ’say bakalım Öcalan’ demek lazım aslında. Say bakalım bu siyasetçiler ne oluyor da senin vesayetinden çıkma cesareti gösteremiyorlar. Ne oluyor da halkına zülum etmekte sakınca görmüyorsun. Say bakalım neler yaptın nasıl bu durumlara geldik...

Artık sen de geçmişinle hesaplaş ve kirli temiz çamaşırlarını dök ortaya.

Amerika’yı, Irak’ı, Iran’ı, Suriye’yi, Yunanistan’ı, İtalya’yı, Fransa’yı, Türkiye’yi, Ergenekon’u, uyuşturucuyu, silahı, haracı, kara parayı anlat artık. Bize anlatmiyorsan kendi halkina anlat. O zaman karar verelim sana sayın diyenlerin haklılık payı var mı yok mu... O zaman bakalim halkin sana sayin demeye devam edecek mi etmeyecek mi?

Hiç yorum yok: