13 Şubat 2010 Cumartesi

Herkes rol yapıyor...

Dinciler postmodern darbeden mağdur olunca demokrat oldular. Ordu karşıtı oldular. Ama içlerinden cihatın ana unsuru olan orduyu sevdiklerine eminim. Demokrasi, platonik aşkları şeriatın tam karşıtı. Ama iktidarlarını ellerinden alan güçlere karşı zaman onları demokrat yaptı çıktı.

Solcular milliyetçi ve militarist oldular. Yıllarca milliyetçiliğin karşıtı ve darbelerin mağduru olmuş bir kesim Atatürk'ün mirasına sahip çıkabilmek için söylemlerinde milliyetçi ve militarist değerlere saplandı kaldı. Ama bu durum onların zoruna gidiyor dersek çok da yanılmış olmayız.

Aydınlar dinci oldular. Yazılarında kendilerine taban bulabilmek için dindar kesimin mağduriyetini öne çıkarmaya, hadi onu anladık, dini değerleri yüceltmeye kalkıyorlar. Ama kendilerinin dinsizliğe daha yakın olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil.

(Aydınlığın genel bakış açısı insani refleksleri nötralize etmeyi olağan buluyor. Ama insanın insani refleksleri doğası gereği ve insan var oldukça refleksleri de var olacak. Bu da bir toplumun tamamının hiçbir zaman aydın olamayacağının açık bir göstergesi.)

Belki bir tek milliyetçiler aynı çizgide kaldılar. Ne değiştiler, ne de rol yapıyorlar. Bir ara merkez sağ olalıma heveslendiler ama şimdi baktılar ona da gerek yok. Eski aşırı sağ günlere dönüldü.

Milliyetçiler dışındaki kesimlerin hiçbiri aslında değişmedi. Sadece siyasi pozisyonları gereği çıkarlarına uygun olarak başka bir çizgide rol yapıyorlar. Aslında içlerinde dost meclislerinde konuşuyorlar. Şunları diyorlar:

'Oğlum biz şimdi ne olmuştuk demokrat mı olmuştuk?'
'Oğlum bize C(M)HP demeye başlamışlar, milliyetçilerle aynı safta yer almak gücüme gidiyor.'
'Yav bu dincilere iyi hoş yanaştık da adamlarla bir çok konuda konuşulmuyor bile, odun çok aralarında.'

Hiç yorum yok: