Barajın %5'e inmesi demokrasiye inancı hususundaki samimiyeti sorgulanmakta olan AKP'nin oylarının artması adına güven verici bir uygulama olabilir. AKP barajı %5'e indirise tek derdinin muhtıra ve darbelerin intikamını almaya çalışmak olmadığını, gerçekten Türkiye'nin demokratikleşmesini önemsediğini tabanı dışındaki seçmenlere de hissettirebilir. Tabanının zaten demokratlıkla pek işi de yok sorunu da. Onlar zaten yaratılanı Yaratan'dan ötürü seviyorlar.
Barajın düşmesi AKP'nin oylarının yüzde olarak artması ancak milletvekili sayısı olarak azalmasına neden olabilir. Bu da AKP'nin işine gelmeyecektir. Anaakım medyanın %5 işini giderek artan şiddetle pompalayacağından ve üsttekine benzer argümanlarla AKP'yi gazlayacağından da eminim.
AKP'yle aynı çizgide yer alıp direk alternatif olarak ortaya çıkan tek parti Abdullatif Şener'in Türkiye Partisi. Ancak Türkiye Partisi'nin %5 alması mümkün gözükmüyor. Muhtemelen meclise girme hevesiyle Demokrat Parti'nin meclise girme hesaplarına ortak olurlar. Sonradan bölünmek üzere seçim ittifakı yapabilirler.
Demokrat Parti, Şener'i de yanına alıp iyi bir hava estirebilir. Yüce Divan'dan kaçmakta olan Mesut Yılmaz partinin ağır toplarından olur ve en azından Rize'de oyları arttırır. Demirel'in görünmeyen onursal başkanı olduğu partiye meydanlarda çıkıp konuşabilecek bir lider gerektiği için Cindoruk geri plana çekilir, parti içerisinden idealist genç bir lider yaratılır. Ergenekon davası'nda mağdur edildiğine inanılan kesimler (Ör: Başkent Üni, Metal Sendikası, Yeditepe Üni, TSK'nın bir kısmı) başta olmak üzere toplumun 'AKP iktidardan gitsin de nasıl giderse gitsinci' kesiminin oyları DP'de toplanabilir.
Mustafa Sarıgül'ün Türkiye Değişim Hareketi rüyası kısa sürecektir. Tek başına lider siyaseti yapmanın, ülke çapında örgütlenmenin ve kadrolaşmanın kolay olmadığını görecek olan Sarıgül'ün başbakanlık sevdası kısa sürer. Belediye başkanlığında yoluna devam eder.
DSP, Zeki Sezer'le yakaladığı 'alternatif CHP' imajını giderek kaybediyor. Tabanlarını genişletmek bir tarafa dursun kendi içlerinde bile bölündüler ve Rahşan Ecevit başkanlığında Demokratik Sol Halk Parti'nin kurulmasına yol açtılar. Seçimlerde CHP'nin de DSP'den ortaklık talebi olacağını sanmıyorum. DSP yavaş yavaş yok olmaya başlar bu seçimde. DSHP zaten yok.
Ufuk Uras önderliğindeki Özgürlükçü Sol Hareket'in seçimlere parti olarak girme cesareti gösterip gösteremeyeceğinden çok emin değilim. Ancak girerlerse siyasi arenaya bir hareket getireceklerinden eminim. Girdikleri takdirde AKP'nin demokrasi adına yaptıklarını destekleyen ancak kendisini AKP ile özdeşleştirmekte zorluk çeken kesimin oylarını toplayabilirler. Genç Siviller, aydın kesim ve ılımlı Kürtler Uras'ın partisinin oy hedefleri olacaktır. Mecliste temsil edilmelerinin pek hayırlı olacağını düşündüğüm bir parti.
Şu anda Kürt nüfusun 3'te 1'ini temsil eden BDP'nin bu seçimde oyları az da olsa artacaktır ve %8 noktasına gelebilirler. Muhtemel bir Ufuk Uras rekabetinde az da olsa oy kaybederler ancak açılımın olamamasının Güneydoğu'da yarattığı hayal kırıklığı sonrasında AKP'den oy çalacak olduklarını söylemek mümkün. Çok fazla parti meclise giremezse BDP hülle yoluyla değil de barajı geçerek meclise gireceği için milletvekili sayısı 40'lara çıkabilir.
Saadet Partisi, giderek ortaya kayan AKP'nin tabanında boş bıraktığı oyları toplayarak meclisteki yerini alacaktır. %6-7 civarında bir oy ile Numan Kurtuluş ve partisi, meclisin en uç partisini oluşturacaklardır.
Osman Pamukoğlu ve partisi HEPAR seçimin en renkli partilerinden biri olacaktır. Şimdiden 300.000 üyeye ulaştıklarını söyleyen Pamukoğlu iddialı. Hitap ettikleri kitle açılım karşıtları, bölünmek isteyen Türkler ve TSK kökenli seçmen olacaktır. HEPAR'ın ne yapacağı şu anda öngörülemez durumda. Saadet noktasına çıkmaları da DSP noktasında sürünmeleri de savunulabilir firikler. Seçim süreci bunu daha iyi gösterecektir.
Yakın zamanda Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu kaybeden BBP muhtemel ittifak senaryolarına kulak asmayacaktır ve bu seçime barajı geçemeyeceklerini bile bile tek başlarına girerler. %1 ve 2 arasında bir oy alırlar.
Açılım sürecinde AKP'nin oy kaybına uğradığını söylemek mümkün. Bu oyları CHP ve MHP topladı. Eğer kapatma davası mağdurluğu, Davos kahramanlığı gibi bir senaryo işletilmezse AKP %32'lere düşecektir. CHP uçlaştı ve oyları kemikleşme yönünde gidiyor. MHP ise CHP'ye nazaran daha ılımlı ve demokrat bir tavır takınıyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde mecliste bulunmaları ve başörtüsü konusundaki destekvari tutumları ile takdir toplamışlardı. Son 'Başbuğ'un Balyoz Planı açıklamaları tatmin etmedi' çıkışı da artılar hanesine eklendi ve MHP oylarını arttırdı.
Kaba bir hesapla AKP %32, MHP %20, CHP %20, BDP %8, SP %7 ile toplam %87 oy adresini bulur. Geri kalan %13'den 5'lik parçalar oluşabilirse meclisteki parti sayısı 6 veya 7'ye çıkabilir.
Kısacası barajın inmesi daha fazla insanı ciddi siyaset yapmaya heveslendirir ve siyasetin daha kolay yapılabileceğini görecek kesimlerin artmasına yol açar. Bu durum daha fazla temsil ve fikir paylaşımı imkanının oluşması nedeniyle Türkiye'nin hayrına olur.
AKP yeterli desteği ve gazı görürse barajı indirebilir. Erdoğan barajı indirirken demokratikleşme vurguları hatta şovu yapar. Cümlelerinin sonuna 'göreceksiniz bu adamlar %5'i de geçemeyecekler, gene ruh ikizleri Baykal ve Bahçeli'yle başbaşa bırakacaklar beni' gibisinden aşağılayıcı cümleler kurarak kendini alkışlatır. Neresinden tutsak elimizde kalır yine...
