AKP'nin dış politikada katettiği yolu en son Atatürk katetmişti herhalde. Bu kadar kaale alındığımız, piyon değil oyuncu olduğumuz uluslarası bir konjönktür görmüş müydünüz ömrü hayatınızda?
Bunun üstüne bir de süregelen tek parti iktidarının uyumu, icraat yapma kolaylığını, bu büyüme gelişme sürecinin bozulmasının istenmemesini ekleyin.
Güçlü bir lider, güçlü bir kadroyu ekleyin.
***
Kılıçdaroğlu;
Obama'yla görüşmeye gitse bacakları titrer,
Perez'e bağırmak bir yana dursun lafını kesemez,
Ahmedinecad'ı görse ülkeye şeriat geldi sanar,
Brezilya başbakanı ile ortak dış politika geliştirdiğini rüyasında görse inanmaz.
Hadi dış politikayı geçtik iç işlerine bakalım:
İkinci adamları hiçbir bakanlık pozisyonuna bile içimize sine sine yakıştıramayacağımız Önder Sav ve Gürsel Tekin olan bir iktidar için güçlü bir iktidar diyebilir miyiz?
Parti örgütünde bir tane içişleri bakanı adayı görebiliyor musunuz?
Tüm illerimizden ciddi oy alacak, milletvekili çıkartacak bir yapılanma görebiliyor musunuz?
Türkiye'yi birleştirici, kucaklayıcı bir parti mi CHP?
Bu kadro mu bu adam mı 'Güçlü ülke Türkiye' idealine götürecek bizi?
***
Ama seçmen bunu yapmayacak seçimde. Ekonomik gerçekleri, azınlık haklarını, açılımları, dış politikayı hepsini bir yana bırakalım. Liderlere bakalım. Çünkü seçmen öyle yapacak ve sonuçta yine kendisine benzeyeni iktidar yapmak isteyecek.
'Kendi mahallemizden çıkan, bizden biri olan Erdoğan atık çok güçlendi, fazla ilerledi. Artık o bizden olsa da onu çekemiyoruz bir şekilde. Çünkü çok farklılaştık ve bizler de insanız. Biz güçsüz kaldık, bizim gibi güçsüz bir lider istiyoruz.
Yine ve yeniden hakettiğimiz gibi yönetilmek istiyoruz.
Daha iyi olmayacağını bilsek de...'
***
İktidar olacak mı bilmiyorum ama işte bu yüzden çok oy alacak Kılıçdaroğlu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder