
30 Eylül 2010 Perşembe
21 Eylül 2010 Salı
İsveç'in Seçimi 2010
Öncelikle sonuçları vererek başlayalım. Partileri soldan sağa yazarsak:
Parti adı - Koalisyon grubu - Aldığı yüzde (Son seçime göre değişim):
Sol Parti - Kırmızı-Yeşil Koalisyon - %5.6 (-%0.3)
Sosyal Demokratlar - Kırmızı-Yeşil Koalisyon - %30.9 (-%4.4)
Çevreci Parti (Yeşiller) - Kırmızı-Yeşil Koalisyon - %7.2 (+%2.0)
Merkez Parti - Sağ Koalisyon - %6.6 (-%1.3)
Halk Partisi - Sağ Koalisyon - %7.1 (-%0.4)
Hristiyan Demokratlar - Sağ Koalisyon - %5.6 (-%1.0)
Yeni Muhafazakarlar - Sağ Koalisyon - %30.0 (+%3.9)
İsveçli Demokratlar - Aşırı sağ parti - %5.7 (+%2.8)
Seçimden çıkan sonuçlar:
*İsveçli Demokratlar yani aşırı sağ (ırkçı) politikalar üreten parti ilk kez meclise girdi. Bu hamle ile aslında İsveçlilerin de insan olduğu ortaya çıktı. Genellikle içki içtikleri zaman duygularını bastırmakta zorlanan ve bastırılmış ırkçı tepkilerini gösterebilen İsveçlilerin bir kısmı ya sandığa sarhoş gitti, ya da içmeden de böyle düşünebildiklerini, aslında Avrupa'nın geri kalan tüm ülkeleri gibi bu çizgide bir partiyi meclislerinde bulundurabileceklerini, bu anlamda çoğunluğa uyarak normalleştiklerini, kısaca aşmış bir millet olmadıklarını kanıtladılar.
*Demokrasinin beşiği diye tabir edilen ve bununla gurur duyan bir ülke olarak getirdikleri hükümet kurma ve baraj sayılarının mağduru oldular. Bunun nedeni Kırmızı-Yeşil (yani sol) ile Sağ Koalisyonun seçim öncesinde seçim sonrasında da beraber hareket edeceklerini söylemesi, seçim sonrasında ise iki koalisyonun da bunu yapacak gücü elde edememesi oldu. Meclis 349 milletvekilinden oluşuyor ve hükümet kurmak için yarıdan çoğunluk yani 175 MV gerekiyor. Buna en yaklaşan Sağ Koalisyon 172'de kaldı. Sol Koalisyon ise ancak 167 MV çıkartabildi. %4'lük barajı aşan ve 20 MV çıkartan ırkçı parti tüm hesapları alt üst etti. Seçim öncesinde ırkçı parti ile koalisyon kurmayacağını açıklayan sağ ve sol koalisyonlar hükümet kuramıyorlar. Kısaca %5.8 alan aşırı sağ parti %94.2'yi hareket edemez hale getirdi ve kaosa itti.
*Türkiye'de olsa Sağ Koalisyon Sol'dan 3 MV transfer eder ve işi bitirirdi ancak burada MVleri partilerine, Partiler ise önceden açıkladıkları koalisyonlarına sadıklar. En azından şu ana kadar.
*En muhtemel senaryo Sağ Koalisyonun, Kırmızı-Yeşil Koalisyon'un Yeşil kısmı olan Çevreci Parti'yi bir takım tavizler karşılığında ikna etmesi. Bu da ülke politikalarında artan denge - azalan icraat anlamına gelecektir.
*Yeni Muhafazakarlar %4 artış ile iktidarda olan bir partinin yükselişini gösterdi. Bunda en büyük etken AKP-Erdoğan örneğinde olduğu gibi lider faktörü yani Fredrik Reinfeldt oldu. Seçim öncesi afişlerinde kullandıkları sloganlardan biri de 'Pazartesi günü kimi Başbakan olarak görmek istiyorsunuz?'du.
*Oyunu %2 arttıran ve 3. parti haline gelen Çevreci Parti ülkede çevre politikalarına duyarlılığın ne kadar yüksek olduğunu gösterdi. Eğer Sağ Koalisyon ile anlaşmaya varıp kendi politikalarının bir kısmını uygulatabilirlerse seçimin gerçek kazananı olacaklardır. Şu anda Türkiye'de Yeşiller diye bir parti olmadığını, olsa bile benzer politik söylemlerle %0'a yakın oy alacağını, son olarak ise Başbakan'ın bu paralelde düşünen çevrecilere 'çevreci tipler' dediğini hatırlatalım.
*Sosyal demokratlar bir önceki seçimde İsveç'te ilk kez iktidar olamamanın acısını yaşamışlardı. Bu sefer oylarını %4.4 daha düşürerek tarihlerinin en düşük oy oranını elde ettiler. Onlarda da seçim sonrası Baykal CHP'sinden tanıdık bir durum yaşanıyor. Liderleri Mona Sahlin istifa etmedi ve aynen devam dedi. Partililer ise daha iyi bir lider alternatiflerinin olmadığını söylüyorlar.
*Çevreciler %2, aşırı sağ parti ise %2.8'lik artışla hükümete asıl tepkinin hangi konularda olduğunu ortaya koydu. Sağ Hükümet politikalarında asıl hedef olarak ekonomik büyümeyi ön plana taşımıştı. Bu da yaşlı nüfusu olan İsveç'te daha açık bir göçmen politikasına, daha fazla sanayileşmeye ihtiyacı olan İsveç'te daha anti-çevreci politikalara yol açmıştı. Sözkonusu partilerdeki oy artışları bu politikalara tepki olarak geldi.
Sonuç: daha belli değil. Önümüzdeki 15 gün içerisinde ortaya çıkacak koalisyon sonucu ve asıl kazananları daha iyi ortaya koyacak. Şu anda ilk kaybeden olarak gözüken o ünlü İsveç tipi demokrasi.
Parti adı - Koalisyon grubu - Aldığı yüzde (Son seçime göre değişim):
Sol Parti - Kırmızı-Yeşil Koalisyon - %5.6 (-%0.3)
Sosyal Demokratlar - Kırmızı-Yeşil Koalisyon - %30.9 (-%4.4)
Çevreci Parti (Yeşiller) - Kırmızı-Yeşil Koalisyon - %7.2 (+%2.0)
Merkez Parti - Sağ Koalisyon - %6.6 (-%1.3)
Halk Partisi - Sağ Koalisyon - %7.1 (-%0.4)
Hristiyan Demokratlar - Sağ Koalisyon - %5.6 (-%1.0)
Yeni Muhafazakarlar - Sağ Koalisyon - %30.0 (+%3.9)
İsveçli Demokratlar - Aşırı sağ parti - %5.7 (+%2.8)
Seçimden çıkan sonuçlar:
*İsveçli Demokratlar yani aşırı sağ (ırkçı) politikalar üreten parti ilk kez meclise girdi. Bu hamle ile aslında İsveçlilerin de insan olduğu ortaya çıktı. Genellikle içki içtikleri zaman duygularını bastırmakta zorlanan ve bastırılmış ırkçı tepkilerini gösterebilen İsveçlilerin bir kısmı ya sandığa sarhoş gitti, ya da içmeden de böyle düşünebildiklerini, aslında Avrupa'nın geri kalan tüm ülkeleri gibi bu çizgide bir partiyi meclislerinde bulundurabileceklerini, bu anlamda çoğunluğa uyarak normalleştiklerini, kısaca aşmış bir millet olmadıklarını kanıtladılar.
*Demokrasinin beşiği diye tabir edilen ve bununla gurur duyan bir ülke olarak getirdikleri hükümet kurma ve baraj sayılarının mağduru oldular. Bunun nedeni Kırmızı-Yeşil (yani sol) ile Sağ Koalisyonun seçim öncesinde seçim sonrasında da beraber hareket edeceklerini söylemesi, seçim sonrasında ise iki koalisyonun da bunu yapacak gücü elde edememesi oldu. Meclis 349 milletvekilinden oluşuyor ve hükümet kurmak için yarıdan çoğunluk yani 175 MV gerekiyor. Buna en yaklaşan Sağ Koalisyon 172'de kaldı. Sol Koalisyon ise ancak 167 MV çıkartabildi. %4'lük barajı aşan ve 20 MV çıkartan ırkçı parti tüm hesapları alt üst etti. Seçim öncesinde ırkçı parti ile koalisyon kurmayacağını açıklayan sağ ve sol koalisyonlar hükümet kuramıyorlar. Kısaca %5.8 alan aşırı sağ parti %94.2'yi hareket edemez hale getirdi ve kaosa itti.
*Türkiye'de olsa Sağ Koalisyon Sol'dan 3 MV transfer eder ve işi bitirirdi ancak burada MVleri partilerine, Partiler ise önceden açıkladıkları koalisyonlarına sadıklar. En azından şu ana kadar.
*En muhtemel senaryo Sağ Koalisyonun, Kırmızı-Yeşil Koalisyon'un Yeşil kısmı olan Çevreci Parti'yi bir takım tavizler karşılığında ikna etmesi. Bu da ülke politikalarında artan denge - azalan icraat anlamına gelecektir.
*Yeni Muhafazakarlar %4 artış ile iktidarda olan bir partinin yükselişini gösterdi. Bunda en büyük etken AKP-Erdoğan örneğinde olduğu gibi lider faktörü yani Fredrik Reinfeldt oldu. Seçim öncesi afişlerinde kullandıkları sloganlardan biri de 'Pazartesi günü kimi Başbakan olarak görmek istiyorsunuz?'du.
*Oyunu %2 arttıran ve 3. parti haline gelen Çevreci Parti ülkede çevre politikalarına duyarlılığın ne kadar yüksek olduğunu gösterdi. Eğer Sağ Koalisyon ile anlaşmaya varıp kendi politikalarının bir kısmını uygulatabilirlerse seçimin gerçek kazananı olacaklardır. Şu anda Türkiye'de Yeşiller diye bir parti olmadığını, olsa bile benzer politik söylemlerle %0'a yakın oy alacağını, son olarak ise Başbakan'ın bu paralelde düşünen çevrecilere 'çevreci tipler' dediğini hatırlatalım.
*Sosyal demokratlar bir önceki seçimde İsveç'te ilk kez iktidar olamamanın acısını yaşamışlardı. Bu sefer oylarını %4.4 daha düşürerek tarihlerinin en düşük oy oranını elde ettiler. Onlarda da seçim sonrası Baykal CHP'sinden tanıdık bir durum yaşanıyor. Liderleri Mona Sahlin istifa etmedi ve aynen devam dedi. Partililer ise daha iyi bir lider alternatiflerinin olmadığını söylüyorlar.
*Çevreciler %2, aşırı sağ parti ise %2.8'lik artışla hükümete asıl tepkinin hangi konularda olduğunu ortaya koydu. Sağ Hükümet politikalarında asıl hedef olarak ekonomik büyümeyi ön plana taşımıştı. Bu da yaşlı nüfusu olan İsveç'te daha açık bir göçmen politikasına, daha fazla sanayileşmeye ihtiyacı olan İsveç'te daha anti-çevreci politikalara yol açmıştı. Sözkonusu partilerdeki oy artışları bu politikalara tepki olarak geldi.
Sonuç: daha belli değil. Önümüzdeki 15 gün içerisinde ortaya çıkacak koalisyon sonucu ve asıl kazananları daha iyi ortaya koyacak. Şu anda ilk kaybeden olarak gözüken o ünlü İsveç tipi demokrasi.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)